Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, lise eğitimini dört yıldan iki yıla indirmeyi ve zorunlu eğitim süresini 12 yıldan 10 yıla düşürmeyi hedefleyen bir düzenlemeyi kamuoyuyla paylaştı. Tekin, çocukları 15 yaşında üniversiteye başlatmayı planlıyor. Söz konusu plana ilişkin açıklama, eğitim sistemindeki krizin çıkılmaz bir noktaya doğru evrildiğini gösteren çok tehlikeli bir adım olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye, devlet okullarındaki eğitim kalitesinde ciddi bir gerileme yaşamaktadır. Uluslararası sınavlarda okuduğunu anlama becerisinde alt sıralarda yer alan Türkiye’nin bu tablosunu daha da kötüleştirecek bir politika olan süre kısaltması; yabancı dil öğretimindeki kronik başarısızlık, müfredattan çıkartılan felsefe ve mantık gibi eleştirel düşünceyi geliştiren dersler, eğitim sisteminde yer alan çocuklar için pedagojik boşluklara neden oluyor. Milli Eğitim Bakanlığı var olan sorunu çözmek yerine, toplumun geleceği olduğunu söylediğimiz çocukların bilişsel kapasitelerini de sosyal, duygusal gelişimlerini de zedeleyecek adımlar atmaya devam ediyor.

Bilişsel gelişim süreçleri henüz tamamlanmamış 15 yaşındaki çocuklardan hayatını şekillendirecek üniversite kararları almasını beklemek çocukları ömür boyu taşıyacakları yüklerle karşı karşıya bırakacaktır. Öte yandan pek çok aile çocuklarını, özellikle kız çocuklarını, başka şehirlerde yalnız bırakmayı güvenli bulmayacaktır. Bu gerçekliği görmezden gelen bu politika; eğitimde fırsat eşitliğini değil, eşitsizliği pekiştirecektir. Kız çocukları başta olmak üzere dezavantajlı gruplar bu düzenlemeden en çok zarar görecek kesimler olacaktır.

Bu planın, toplumun en kırılgan kesimlerini (yoksulluk içindeki çocukları, gençleri ve aileleri) daha erken yaşta ekonomik baskıyla ve ucuz iş gücü piyasasıyla yüz yüze bırakacağı açıktır. Laik ve bilimsel eğitim anlayışından uzaklaşan, pedagojik ilkeleri dışlayan ve cemaatlerin baskısıyla şekillenen bir eğitim modeli; çocukların geleceğini değil, bağımlılığını inşa eder.

Devlet, eğitim politikalarını bağımsız pedagoglar, akademisyenler ve çocuk hakları uzmanlarıyla birlikte ele almalıdır.